Ah arzu yine sert ve acımasız girdin bak, yine olmadın, anlaşılacak bir akımın yoktu senin... Bırakırlarsa kendi haline, bu dünyayı devirecektin! En uzaklara varacak, güçsüzleri besleyecektin...
Hem yoruldum ben, halimi aramaktan, yaratmaktan ve saygısız yargılarınızdan. Hem de koparılan parçalarımdan, tam bulmuşken ruhumun benzerlerini, yine göçmelerinden benden, korkularımdan... Ve şimdi sen ben yoruldum diye, yüzüme münafık nefesini savurdun diye, pes mi ettim sandın? E bence sen hepten yandın? Kusura bakma, yüreğim taş kesilir en fazla, buğz ettim dün akşam alayınıza......
Ki öfke de varlıktan, ol denip olmuş olan, bazı zaman ki faydalı olan. Sen yorulma ben söylerim, senin gibi hayırsızlara ilaç niyetine öfke dolan.
Birikmiş içine pisliğin, gözlerin boş balık bakışı. Dilinden dökülene zehirden başka kalmamış nasiplik.
İnanmayan benim ben, sizlere inanamayan, biliyor musunuz? Bu dünyaya, bu günaha, bu ellerinize kollarınıza sıvadığınız niyetinize, lanet edilmişliğinize, o dipsiz kuyunun sizlere yaratılmış olmasına, nasıl da istediniz bunu ? Ne çok istediniz, ne çok çağırdınız.. Korkutucu evet ama Rab tek büyük.
Ölmekten öte köy yok dedi biri, kimi de kendini mikroba evirdi. Biri hakkı haykıranın kafasına sıktı, biri işkence gördü, kimi sustu, kimi gördü. Hepimize verdiler narkozu, kafalarımız doğmadan öldü. İlah seneleri verdi, ayları,günleri yetmedi, doymadı insan, doyamadı öldürmeye.. Doyamadı savaşmaya, dünyalıklar bitemedi, zehirlenmek zorundaydı çocuklar bu hırs uğruna ve dipsiz kuyular daha da derine indirildi siz azdıkça.
Cevaplarınızı hazırlayın şimdi, sen diyemeyeceklerini, sen de şuraya geç ve bekle kendine gelmeyi. Bu bir sınav, başı da sonu da belli. Bile bile, duya duya, üzerine toprak ata ata öldürdünüz asrlardır, bizleri çaresiz ve birilerini alevlere terk.
Bir sayfalık hayr öfkesi, bir tutam elimde kalan insanlığa inanç ki o da korkuyor, saklanıyor, bir gecelik su taşıdım buraya, bu yangınlara derman diledim. Benden hatıra..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder